30 Eylül 2013

Give me my sneakers



Gerçek anlamda" koşturarak" geçen bir pazardan sonra ben bugün artık dinleniyorum. Dün kişisel rekorum olan bir günde 18,1 km koşarak,en uzun mesafemi devirmiş bulunuyorum, o yüzden biraz daha hedefe yaklaşmanın verdiği mutluluğun sarhoşluğunu yaşıyorum. :)



Biliyorsunuz bu yaz topuklu ayakkabılarla ilişkim çok sıkı olmadı ve son zamanlardaki modadaki sportif eğilimin de etkisiyle,  ben de bu kıyafetin altına  Nike Air Vintage larımı yakıştırdım.  Etek yine dolapta giyilmeyi bekleyenlerden, 2. I Love Sale'den bir Off ne giysem ganimeti ;)


After a literally "running" sunday, I'm having a day off today. I brake my own record of running 18,1
 ( The longest I've ever run) kms in a day  and feeling so happy about it.


As you know, my relationship with the high heels never got better last summer so with the latest  tendency of the sportswear in fashion, I chose my Nike Air Vintage as the shoe for my outfit. The skirt again was waiting at the closet about 2 years which I scored from I Love Sale 2 from  Off ne giysem's wardrobe. ;)





Üst / Top: John Galt
Etek / Skirt: Fred Perry
Çanta / Bag: Vintage
Ayakkabılar / Shoes: Nike Air Vintage
Kolye / Necklace: Valerie's Rainbow
Gözlük / Sunnies: Forever 21

Fotolar için teşekkürler / Thanks to Off Ne Giysem 

27 Eylül 2013

Be your own hero



Güzel cumalar :). Yine bir haftasonuna kavuşmak üzereyiz. Bu pazar günü beni zorlu bir gün bekliyor. Sabah #intersportrun da 11,1k, akşam da #runistanbul'da 7k koşmayı hedefliyorum. Önümüzdeki aylarda koşmayı düşündüğüm ilk yarı maratonum için, iyi bir antrenman olacak. Bakalım bu macera nasıl bitecek? : ) Bu arada, siz herhangi birinde koşuyor olacak mısınız?




Bu kıyafeti çok severek giydim. Feminen eteğin, kısa spor üst ile birleşmesi, tezatlıkları seven beni çok mutlu etti. Fotoğrafların çekilme anı ise, biraz acı vericiydi. Akşam saat 19:30 civarı, iş çıkışı  etrafın trafiği iyice artmış bir Nişantaşı, kadrajın hemen dışında, onlara para vermeme rağmen hiç susmadan dilenmek zorunda bırakılan 2 küçük çocuk ve bir an önce 1-2 kare çekip, oradan uzaklaşabilme düşüncesi. Dolayısı ile fotoğraf çekme deneyimimiz, kıyafeti üzerime geçirdiğim an kadar hoş bir tat bırakmadı. Anlaşılan her tezatlık o kadar güzel olmuyormuş! :(



Good Friday :). We're about to reach another weekend. This sunday will be a bit tough for me because I'm planing to run twice  in a day. One is in the morning #intersportrun 11km's and the other will be 7km's called #runistanbul. I think that'll be great training for me because I'm planning to run my first marathon in couple of months. I'm really excited about how this adventure will end. Are you running in any of these runs by the way? 

I loved to wear this outfit a lot. Because of my love for contradictions, I really like the pairing of a feminine skirt with a sporty crop top. However, the photo shoot was a bit unpleasant. It was after work hours where the crowd in Nişantaşı reached its peak, and just right, out of the picture two little boys were forced to beg for money without pause. Despite giving them money, all we wanted to do was just finish the shoot and run away from there. In short, the shooting wasn't as good an experience as wearing the outfit. Looks like not every contradiction feels great! :(




Üst/ Top: Athmosphere
Etek ve ayakkabı / Shoes and skirt: Zara
Çanta / Bag: H&M
Kolye / Necklace: Iconjane for Mija 

25 Eylül 2013

Rock'n Coke 2. gün


Yine araya girenlerle, 2. günü yazmak gecikti ama  Pazar günü daha müzik odaklı, daha sorunsuz ve güzel bir gün geçirdiğimizi söyleyebilirim.  Pazar amacımız İskoç grup Primal Scream'le festivale başlamaktı. Düşündüğümüzden daha erken orada olunca, biraz sahneler arası tur atıp, sonra Primal Scream dinledik. Onları ben en son 2011 yılbaşında Edinburgh Hogmanay'de dinlemiştim. Ünlerine göre saatleri erken olsa da, yine bize eğlenceli dakikalar yaşattılar. Bitişlerinden kısa bir süre sonra party arenada Juveniles dinledik ve bu festival için yeni müzik keşfimiz onlar oldular. Synth-pop, 80'ler benzeri müzikleri hoşumuza gitti, performanslarının sonuna kadar dinledik.




Klaxons'a kadar biraz vakit öldürdük, yemek yedik. Klaxons'ın canlı performansı çok enerjik ve solistin   patchwork hırkası ve klavyedeki çocuğun üstündekileri alıp kaçmak isteyecek kadar beğendim. Benim aklım Janiroquai'de olduğundan ana sahneye yöneldik. Jay Kay sanki eskiye göre daha sakin ve jazzy geldi bana, eski performanslarından aldığım tadı vermedi nedense. 


O biter bitmez yine bizim bu yaz soundtracklerimizden, bayılarak dinlediğim ve kendini de sevdiğim Ellie Goulding için Zero sahnesine gittik. Üzerinde kocaman  play yazan tişörtü, siyah deri şortu ve pemde detaylı bilekli ayakkabılarıyla geceye hazır. Tatlı sesli kadının sesinde kendinden mi, ses sisteminden mi olduğunu anlayamadığımız bir kısıklık var ancak sonraları daha normale dönüyor. Ellie'nin ses gayet iyi, performansı hareketli , bir davul çalıyor, bir gitara koşuyor. Saçlarıyla ilgili biraz takıntılı mı ne? :) Figure 8 benim öncelikli beklediğim şarkı olarak konserin ortalarında yer alıyor. Yeni çıkan Fire adlı şarkısı İngiltere'de 1 numara olan Ellie Goulding'i izleyen taş çatlasa 500 kişi var. Ben duruma üzüldüm ve belli ki bir önceki gece binlere Berlin'de seslenen Ellie'de durumdan hoşnut olmadı. Seyirci sayısını az bulduğunu konuşunca anladık ve performası biraz bitirip gitmek üzerine oldu. Bütün sevdiğimiz şarkılarını dinleyip, biz kendisine tam puan verdik. Seyirci sayısı belki azdı ama şarkılara eşlik edilmesinden en azından bilinçli onu gerçekten sevenlerden oluşan bir kitle olduğu gerçekti.


Ellie'den hemen ana sahnedeki Prodigy'e koştuk, son 15 dakikasında deli gibi dansettik, en azından Spitfire ve Smack my bitch up'ı dinledik ve bu seneyi böyle kapattık.

Uzun bir süredir ilk defa eve bu kadar geç dönüyorduk ama iyi de geldi. Keşke daha çok festivalimiz olsa da, daha çok müzik dinlesek. 


Üst / Top: Asos
Şort /Shorts: Zara
Parka ve çanta / Parka and bag: H&M
Botlar / Boots: Hunter
Kolye / Necklace: Urban Outfitters
Gözlük / Sunnies: Primark
Bileklikler / Bracelets: Urbanoutfitters, Loopie Love, Love without a cause


24 Eylül 2013

Run Istanbul 2013 kayıtları 25 Eylül Çarşamba günü sona eriyor!




Koşmak! Yaklaşık 1,5 yıl önce hayatıma giren bu kelime bana bir ayağını, öbürünün önüne atarak yapılan fiziksel aktiviteden daha fazlasını ifade ediyor. Bundan bir  süre önce, Nike sayesinde keyifle çalışma imkanı bulduğum Istanbul Running Guide'da haftanın en az 3 günü beni misafir eden parkurum Maçka Parkı'nı anlatırken de dediğim gibi, "kendimi ve hayatımı koşmadan önce veya sonra diye ayıracak kadar belirgin farklar var hayatımda. Öncesine göre daha enerjiğim, daha mutluyum ve daha disiplinliyim." Koşmak, kendimle geçirdiğim kaliteli zaman demek. Düşünebildiğim, arındığım, her koşudan sonra eve dönüşte daha fazla güçlendiğimi hissettiren şey. Koşmak bana hayal edebileceğimden, çok daha fazlasını yapabileceğimi öğretti. Vücudumu tanımayı, limitlerimi zorlamayı, kendime inanmayı, zorluklara göğüs germeyi öğretti.  Kısacası koşmak hayata bakışımı değiştirdi. 

 

Koşmanın keyfine varınca; sosyal koşuları ve maratonları keşfettim. Arkadaşlarımla veya yalnız katılabileceğim, kendimi deneyebileceğim ve geliştireceğim, yeni parkurlar keşfedeceğim bu koşulara katılmaktan da, büyük keyif alır oldum. Onları takibime aldım, yollarını gözledim. İşte böyle mükemmel deneyimleri yaşatacak, bir koşu daha 29 Eylül Pazar günü İstanbul'da gerçekleşecek. Nike tarafından düzenlenen Run İstanbul 2013 her yaştan, her seviyede koşucuyu yani hepimizi harekete geçirmek için bekliyor. Koşu parkuru Bağdat Caddesi ve 7 km uzunluğunda. Ben koşamıyorum bahane değil, istersen parkuru yürüyerek tamamla ama bu deneyimi kaçırma. Koşu başlangıç saati 19:00 olarak belirlenmiş bu demektir ki, sıcaktan etkilenmek yok, sabah arkadaşlarla edilecek kahvaltıdan feragat etmek yok, dolayısı ile bahanelere yer yok :). Nike'ın koşuyu eğlenceye dönüştüren  Nike+ uygulamasıyla muhteşem bir deneyime dönüşecek koşunun bir parçası olmak ve harekete geçmek istiyorsan, tek yapman gereken http://www.runistanbul.com u tıklayıp, kaydını yaptırmak.






Bu arada acele etmelisin, koşuya çok az bir süre kaldı ve kayıtlar 25 Eylül Çarşamba günü sona eriyor.




Haydi sen de caddeni koş, mahalleni koş, şehrini koş, hızlı koş, yavaş koş, yeter ki KOŞ!




21 Eylül 2013

#ilovesale4 by Markafoni 'de neler oldu?


Geçen hafta bugün evde, odadan odaya koşturuyor, kıyafet seçiyor, etiketliyor ve bavullara yerleştiriyordum. Yaklaşık bir aydan fazladır üzerinde çalıtığımız #ilovesale4 by Markafoni'ye saatler kala, kalbimin atışı da hızlanıyordu. 

This time last week I was running one room to another , picking outfits, tagging them and placing them to suitcases at home. Finally, #ilovesale4 was close and my heartbeat getting faster.





Pazar günü oldu saat 07:00'de, bavullarımızla Muhit'teydik, başladık hazırlıklara. Konuşup, gülerek geçen hızlı bir 3 saatle, öncekilerden daha çabuk hazırdık hepimiz, daha fazla pratiğin işe yaradığı doğruymuş demek ki :) 

We were at Muhit by 07:00 am with our full suitcases. We were ready almost in 3 hours, quicker than before  so I could say yes practice makes it perfect :) .





Misafirlerimiz düşündüğümüzden erken gelmeye başladı, hatta daha öncekilerde yaptığımız gibi birbirimizin standlarını ziyaret edip, alışveriş yapacak gibi bir vaktimiz bile olmadı :) .

Our guests arrived before opening time even we didn't have enough time to visit each others' stall and shop  :) 






Gelen herkese Markafoni'nin renkli hediyeleri vardı. 

Everyone got little presents from Markafoni.






Böyle küçük fashionistaları görünce, gelecekte ülkemizdeki moda anlayışının, "belki "biraz daha değişeceği ümitlerine kapılıyorum.

This little fashionista was visiting us.



Beni bu organizasyonda en çok sevindirenlerden birisi demografilerin değişkenliği oldu. Genci, yaşlısı, kadını, erkeği, yerlisi, yabancısı herkesi orada görmek çok mutluluk vericiydi.

The demography of the guests varied from young to older, women to men, Turkish to international which was very pleasent for me.







Bu sefer standlarımız da arttı. Anneannemin cicileri geçmişten gelen güzellikleriyle, en fazla ilgi toplayanlardan oldu.

Grandma's goods was one of our  newest stalls has great pieces from the past.







Kıyafet postu yapmadan olur mu hiç??? :)

Not without an outfit post! 

Üst ve etek / Top and skirt: Topshop
Ceket /Jacket: Zara
Ayakkabı /Flats: Deena and Ozzy
Çanta / Bag: Prada
Gözlük / Sunnies: Primark
Bileklikler / Bracelets: Bodrum ve İskoçya'dan ( From Bodrum and Scotland) 
Kolye / Necklace: Be Goddess





Günün sonunda yorgunluğumuza rağmen  hepimizin yüzü, çalışmalarımızın karşılığını aldığımız ve mükemmel bir gün geçirdiğimiz için gülüyordu.

At the end of the day we were all tired but we couldn't stop smiling because we had the perfect day.

Bu güzel gün için, sponsorumuz Markafoni'ye, sıcak mekanımız Muhit'e, gelerek veya mesajlarıyla bizi destekleyen herkese ve #ilovesale4 de emeği geçenlere sonsuz teşekkürler :))
Bakalım #ilovesale5 te neler olacak?

We'd  like to extend our thanks to our main sponsor Markafoni, our  beautiful location Muhit and to all of you who visited us and showed their love for us. We would like to thank all of you who made #ilovesale4 possible. :)) 

Daha fazla foto için lütfen Moda Cadısı nın facebook sayfasını i ziyaret ediniz.

For more photos please visit Moda Cadısı fan page.


Sevgiler / With love


18 Eylül 2013

Rock'n Coke 1. gün




Ülkede gittikçe azalan festivaller yüzünden, artık bir elin parmaklarını geçmeyecek organizasyonlar daha da değerli oldu. Durum böyle olup, biz de festival sever kitleden olunca Rock'n Coke'a gitmek kaçınılmaz oldu. Önce 1. gün için bilet almıştım ancak yurtdışından dönen Spenny en azından 2. güne katılmak isteyince, e ben de Ellie Goulding'i dinlemek istediğimden 2 .gün  de vurduk Hezarfen yollarına.





Organizasyon ve işleyişteki saçmalıkları bir bir yazarak ne sizin ne de kendimin sinirini zıplatmak istemiyorum doğrusu ama 10. yılını kutlayan bir festivalden insan haliyle biraz daha gelişmesini, yurtdışındaki örneklerine yaklaşmasını bekliyor. Sanırım daha çok bekleyeceğiz.



1. günde trafik, alanda bir şeyleri elde etmek için dakikalarca beklenen kuyruklar derken Editors'u uzaklardan dinliyoruz, zaten T in The Park'tan sonra da  anladım ki onlar bana göre değiller :)
Daha önce hiç canlı dinlemediğim Duman güzel bir performans sergiliyor. Yine T in the Park'ta 2 şarkısını dinleyebildiğim Hurts bazılarına sıkıcı gelse de, bence iyiydi.


Günün kahramanı kuşkusuz sabırsızlıkla beklenen Arctic Monkeys oldu. Ben çok şarkılarını bilmem ama Alex Turner liderliğindeki grubun konserinin çok çok iyi olduğunu söyleyebilirim. İçine Elvis Presley kaçmış Turner'ın sesi ve performansı yadsınamayacak düzeyde başarılı idi, benim için başından sonuna müzik adına çok güzel geçen dakikalar yaşadım. Hatta bugün Arctic Monkeys'in yeni albümlerini de almış bulunuyorum, sanırım kendilerine yeni bir hayran daha edindiler :)


Onlardan sonra La Roux biraz sönük geliyor, yolu da düşünerek 3 şarkı sonra evimizin yolunu tutmaya karar veriyoruz. Biz veriyoruz da şartlar el vermiyor, sadece otoparktan çıkışımız yaklaşık 1 saatimizi alıyor!.


Kıyafetimi tipik bir festival kıyafeti olarak değerlendirebiliriz. Botlar toza karşı iyi bir seçim olmasına rağmen, kısa olduklarından ara sıra ayağıma minik taşlar kaçmasını engelleyemediler.

 Tişört / Tee: Markasız
Şort ve çanta  / Shorts and bag: H&M
Ceket / Parka: Topshop
Botlar / Boots: KG by Kurt Geiger
Gözlük / Sunnies: Forever21
Kolye / Necklace: Iconjane for Mija 

Fotolar için teşekkürler The Plum :)

 

Politikamız

Bu platform tamamen tarafsız olup ,
toplum hizmeti olarak görev yapmaktadır.

İletişim - Destek

Email us: TeknojanWeb@Gmail.com

Ekip Üyelerimiz